glutatyon
5
(2)

Glutatyon son zamanlarda popülerliği iyice artan bir çok önemli bir antioksidandır.

Glutatyon Nedir ?

Vücudumuzda enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. Glutatyon vücudumuzda 3 aminoasitten oluşur. Bunlar; sistein, glisin ve glutamik asitlerdir. Glutatyonu vücut kendisi üretebilir fakat dışarıdan takviye şeklinde de alınabilir.

Vücudumuz bu antioksidanı doğal besinlerle alabilmektedir.Vücutta glutatyon; yaşlanma gibi doğal nedenler ve sigara,alkol kullanımı, stres,travma,kötü beslenme,diyet,aşırı egzersiz,bozuk uyku düzeni,hareketsiz yaşam  gibi çevresel etkenlerden dolayı azalmaya başlar. Glutatyon yaşla beraber vücutta artan toksini temizlemek için birebirdir. Bunun yanında serbest radikallerin ve ağır metallerin vücudumuza zarar vermesini önleyen bir moleküldür. Hücre metabolik oksidasyonunun yan ürünleri ve toksik atıklar serbest radikallerdir.

Serbest radikaller glutatyon gibi antioksidanlar tarafından etkisiz hale getirilmezlerse vücutta bazı problemlere ve hastalıklara sebep olurlar.

Yetişkin bir bireyin günlük alması gereken glutatyon miktarı 500 mg’dır. Doğal besinlerle almak ne kadar önemli olsa da besinlerle sadece 5te1’ini sağlayabiliriz.Bu da yeterli bir miktar değildir. Bunun için ilerleyen teknolojiyle beraber glutatyon takviye yöntemleri ile de alınabilmektedir.

Bunun için şu an 3 alternatif vardır. Birincisi tablet kullanımı.Tablet kullanımının pek işe yarayan bir yöntem olmadığı gözlendi ve çok tercih edilmemesi tavsiye ediliyor. İçilebilir takviyeler etkili ve daha çok tercih edilen bir yöntem. Bir diğer yöntem ise; damar yolu enjeksiyonu.Bu yöntem de etkilidir fakat güvenilir bir yerde yaptırılmalıdır ve diğerlerine göre daha maliyetli bir uygulamadır. Toplam 5 seansta biter ve her seans 15 dakika kadar sürer.

Ancak uzmanlar hamile, emziren kadınlar ve kanser tedavisi sırasında kemoterapi ilaçları kullanan kişilerin bu tedaviye uygun olmadığını söylüyor. Aynı zamanda çocuklar için de(hastalığa sahip) uzmanla görüşülüp ona göre bir karar verilmesinin önemli olduğunu vurguluyor.

Vücudun en önemli antioksidanlarından olan glutatyonun eksikliği vücudumuzda bazı hastalıklara yol açar.

Glutatyon Eksikliğinin Sebep Olduğu Hastalıklar

  • Kalp damar hastalıkları
  • Kanser
  • Demans Hastalığı(Bunama)
  • Kronik Yorgunluk
  • Diyabet
  • Kısırlık
  • Alzheimer
  • Tip 2 insülin bağımlı şeker hastalığı

Glutatyonun Faydaları Nelerdir ?

Glutatyon sağlıklı kalmak ve hastalıktan korunmak için çok önemli bir antioksidandır.

  • Anti aging etkisi ile yaşlanmanın önlenmesine yardımcı olur.
  • Vücuda enerji sağlar.
  • Vücutta biriken ağır metalleri ve toksinleri temizler.
  • Şeker hastalığının(insülin bağımlı olmayan) ve ona bağlı damar tıkanıklığının tedavisinde kullanılır.
  • Serbest radikallere karşı vücudu savunur.
  • Stresi azaltır.
  • Karaciğer yağlanmasının tedavi sürecini hızlandırır.
  • Çeşitli enfeksiyonlarla mücadelede yardımcı olur.
  • Kanserojen maddeleri vücutta etkisiz hale getirir.
  • Bağışıklık sisteminin güçlü kalmasını sağlar.
  • Kronik böbrek yetmezliği olan kişilerde kansızlığı düzeltir.
  • Kas verimliliğini arttırır.
  • İlaçlara karşı direnci kırar.
  • Psoriasis hastalığına iyi gelir.
  • Kontrolsüz tansiyon hastalığında kullanılır.
  • Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılır.
  • Bağışıklık sistemi bozukluklarına da iyi geldiği öne sürülmektedir.

*Bu etkiler metabolizmaya bağlı olduğu için uzman bir görüş alınmadan tedavi niyetine glutatyon kullanılmamalıdır.

Glutatyon Hangi Besinlerde Bulunur ?

Özellikle “sistein” aminoasidi bir kükürt aminoasididir. Vücudumuza iyi bakmak için kükürt içeren besinleri yemeniz çok önemli. Kükürt içeren besinlerin en başında; soğan, sarımsak, karnabahar, lahana,turp ve yeşil sebzeler gelmektedir.

Devedikeni bitkisi karaciğerde toksin birikimini engelleyerek vücutta glutatyon üretimini arttırır.

Günde bir porsiyon greyfurt tükemi de vücutta aminoasit üretimini arttırır.

Folik asit içeren besinler de vücudun glutatyon üretimi için önemli faktörlerden biridir. Folik asit içeren besinler; nohut,mercimek,avokado,pancar gibi besinlerdir.

Whey Proteini (Peynir Altı Suyu Proteini)

Organik whey proteini tüketmek, kansere engel olur ve bağışıklık sistemini destekleyicidir. İşlenmiş proteininden uzak durmak gerekir.

Ayrıca bitkisel proteinleri de özellikle 40 50’li yaşlardan sonra almaya özen göstermeliyiz. Bunlar da mercimek,nohut,bulgur gibi besinlerdir.

Vücudun hastalıklara karşı bağışıklığının düşmesinde B12’de büyük rol oynamaktadır.B12’yi ihmal etmemek adına;kırmızı, et, balık ve süt ve süt ürünleri tüketmek lazım.

Selenyum güçlü bir antioksidandır ve vücudun glutatyon üretmesi için önemlidir. Selenyum içeren besinler;ıspanak,tahıllar,yumurta,mantar,roka,turp,hardal otu,şalgam gibi besinlerdir.

C ve E vitamini alımını ihmal etmemek gerekir.C vitamini glutatyonun geri dönüşümünde etkin rol oynar ve bağışıklığı güçlendirirek hastalıklara engel olur. C vitaminini kırmızı biber, brokoli,portakal,çilek,kale ve yeşil sebzelerden bol miktarda elde ederiz. E vitamini ise; kuruyemişler, domates,ıspanak,bitkisel yağlar ve ton balığı,alabalık ve hamsi gibi balıklar da bulunur.

Vücudunuzda glutatyona önem vermeniz gerekmektedir. Bu size uzun ve en önemlisi daha sağlıklı bir yaşamın kapısını açacaktır.

5 / 5. 2

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir